ÖNCE DEVLET KÖYE DÖNECEK!
- Hilal Mah. Rabindranath Tagore Cd. No:66
- [email protected]
ÖNCE DEVLET KÖYE DÖNECEK!
“Üreticilerin Kuralları Belirlediği Planlı Üretimle
İthal eden Değil İhraç Eden Türkiye”
TARIM SADECE EKONOMİK BİR FAALİYET DEĞİL, EGEMENLİK MESELESİDİR
Yaşama kaynaklık eden tarımı stratejik bir sektör olarak konumlandırmayan, bilimi ve teknolojiyi üretim süreçleriyle bütünleştiremeyen hiçbir ülkenin uzun vadede güçlü ve bağımsız kalması mümkün değildir. Tarım yalnızca bir ekonomik faaliyet değil; gıda güvenliği, ulusal egemenlik, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refah açısından bir milli beka meselesidir.
Bugüne kadar tarım adına yapılan desteklere rağmen, çiftçi borç yükü altında ezilmiş, ekim alanları daralmış, hayvancılık gerilemiş ve Türkiye tarımda yapısal biçimde ithalata bağımlı hale gelmiştir. Bu tablo, sorunun kaynak yetersizliğinden değil; tarımın bütüncül bir planlama, örgütlenme ve finansman İle ele alınmadığından kaynaklanmaktadır.
Mevcut tarım politikaları; üreticiyi pazarda yalnız bırakan, çok uluslu şirketlerin ve emeksiz piyasa aktörlerinin belirleyici olduğu, desteklerle günü kurtarmaya çalışan bir anlayış üzerine kuruludur. Bu yapı ne çiftçiyi koruyabilmiş ne de ülkeyi gıda açısından bağımsız kılabilmiştir. Tarım sektörü üretim kuran bir alan olmaktan çıkarılmış, destek bağımlısı ve dışa açık bir yapıya sürüklenmiştir.
Anahtar Parti, tarımı bu dar çerçevenin dışına çıkararak; üreticilerin söz sahibi olduğu, birlikte ekimi esas alan, kooperatifler üzerinden örgütlenen, havza bazında planlanan ve bilim–teknolojiyle desteklenen yeni bir tarım düzeni kuracaktır. Tarım politikamızın merkezine, küresel şirketlerin taleplerini değil; çiftçilerimizin, vatandaşlarımızın ve ülkemizin uzun vadeli çıkarlarını koyuyoruz.
Bu program; ithalatla yönetilen değil, üretimle güçlenen; destekle ayakta tutulan değil, kendi kaynağını üreten; çiftçiyi edilgen değil, egemen aktör haline getiren bir tarım düzeninin yol haritasıdır.
“Emek yoğun süreçten bilgi yoğun sürece geçiş”
“Her Anını, Yarınını Bilen Türkiye”
A. TARIMSAL PLANLAMA
A Parti olarak, tarımda plansızlığı kader olmaktan çıkaran; üretimi veri, bilim ve teknolojiyle yöneten Akıllı Planlama Sistemini hayata geçireceğiz. Bu sistemle yalnızca Türkiye’nin değil, küresel ölçekte üretim ve tüketim dengelerini gözeten; kaynaklarını koruyan, verimliliği artıran ve çiftçiyi güçlendiren bir tarım düzeni kuracağız.
Planlı üretimin temel şartı doğru ve güncel veridir. Bu amaçla, Tarımsal Faaliyetleri Gerçek Zamanlı İzleme, Analiz ve Karar Destek Merkezi kurulacaktır. Bu merkez; tüm tarımsal verilerin güvenilir biçimde toplandığı, analiz edildiği ve planlama süreçlerine dönüştürüldüğü, bilimsel temelli ve dinamik bir altyapı olarak çalışacaktır. Tarımsal destekler, üretim kararları ve stratejik yönlendirmeler bu sistem üzerinden şeffaf ve ölçülebilir şekilde yürütülecektir.
Benimseyeceğimiz planlama modeli, Havza Koordinasyon Kurulları öncülüğünde yürütülecek; üretim, bölgesel ekolojik koşullar, su ve toprak kapasitesi, tarım istihdamı, piyasa talebi ve ihracat potansiyeli ile birlikte değerlendirilerek belirlenecektir. Böylece neyin, nerede, ne kadar üretileceği tahminle değil, ölçümle ve bilimsel verilerle belirlenecektir.
Akıllı Planlama Sistemi ile tarımda Tarım 5.0 yaklaşımı esas alınacak; emek yoğun süreçlerden bilgi yoğun üretim modellerine geçilecektir. Güvenli veri altyapısı sayesinde hava koşulları, toprak yapısı, su durumu, hastalık ve zararlı riskleri önceden tespit edilecek; üreticiye özel, uygun ve sürdürülebilir üretim modelleri sunulacaktır. Bu sayede riskler azaltılacak, maliyetler düşürülecek ve verimlilik artırılacaktır.
Üretim süreçlerinde blok zincir temelli izlenebilirlik teknolojileri kullanılarak ürünlerin hangi koşullarda ve nasıl üretildiği kayıt altına alınacaktır. Bu şeffaflık, iç pazarda tüketici güvenini artırırken, dış pazarlarda Türk tarım ürünlerinin itibarını ve rekabet gücünü yükseltecektir. İhraç edilecek tüm ürünlerde izlenebilirlik temel bir standart haline getirilecektir.
Planlı üretim sayesinde arz fazlaları ve ani piyasa dengesizlikleri önlenecek; gıda kayıpları ve israf ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla azaltılacaktır. Bu sistem; yalnızca tecrübeye değil, tecrübe ve gerçek zamanlı veriye dayalı; tahmine değil, ölçüme dayalı; tek tip değil, bölgesel farklılıkları gözeten bütünleşik bir tarım yapısı oluşturacaktır.
Akıllı Planlama Sistemi aynı zamanda kentsel tarımı destekleyen bir altyapıyı da içerecektir. Şehirlerde dikey tarım, hidroponik sistemler, çatı bahçeleri ve modern sera uygulamaları teşvik edilerek yerel gıda üretimi artırılacak; lojistik maliyetler düşürülecek ve gıda israfı azaltılacaktır.
Bu yaklaşımla tarımsal üretimi yalnızca “kendine yeten” bir hedefle sınırlamıyor; “Dünyaya Yeter Türkiye” hedefini hayata geçiriyoruz. Doğal kaynakları koruyan, çiftçiyi ve tarım işçisini güçlendiren, üretici ve tüketici refahını birlikte yükselten bu sistemle Türkiye tarımı bilgi temelli, sürdürülebilir ve küresel ölçekte rekabetçi bir yapıya kavuşacaktır.
“Tahmine değil ölçüme dayalı bir model”
B. HAVZA KOORDİNASYON KURULU
Kurulun Amacı
Havza Koordinasyon Kurulu’nun amacı; havzadaki tarım ve ormanla ilgili tüm faaliyetleri belirlemek, planlamak ve yönlendirmek; havzadaki tüm doğal, beşerî ve ekonomik kaynakların verimliliğini önceleyerek üreticinin ve devletin gelirini artırmak ve uzun vadeli, sürdürülebilir üretim planları oluşturmaktır.
Kurulun Yapısı
Havza Koordinasyon Kurulu; havzayı kapsayan illerde aşağıdaki paydaşlardan oluşur:
Önder çiftçiler
Üniversitelerden; ziraat mühendisi, veteriner hekim, gıda mühendisi, tarım makineleri mühendisi, biyoloji, kimya ve bilgisayar mühendisleri
Tarım Kredi Kooperatifi temsilcisi
Ziraat Odaları temsilcisi
Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanı adına bir temsilci
Tarım İl Müdürlüğü temsilcisi
TAGEM temsilcisi
BÜGEM temsilcisi
Et ve Süt Kurumu (ESK) temsilcisi
Sanayi İl Müdürlüğü temsilcisi
Ticaret İl Müdürlüğü temsilcisi
Sağlık İl Müdürlüğü temsilcisi
Valilik tarafından vali adına görevlendirilen bir temsilci
Bölgedeki gıda sanayicileri
Bölgedeki ihracatçılar
Bölgedeki perakendeciler
Kurul Üyelerinin Özlük Hakları
Kurul üyeleri, görevleri karşılığında bir asgari ücret tutarında huzur hakkı alır. Üyelik, üyeliği sona erdirecek cezai şartlar oluşmadıkça 65 yaşına kadar devam eder. Kurul üyelerinin değiştirilmesi veya yeni üye alınması kurul kararıyla mümkündür. Kurul üyeleri, görevlerinden ayrıldıktan sonra dahi milletvekili ve belediye başkanı adayı olamazlar.
Kurulun Görevleri
Kurul; havzadaki üretimi planlar, tarla üretimlerinde münavebe sistemini yönetir ve üretim için gerekli girdileri nitelik ve nicelik olarak belirler. Toprak analizlerini yapar ve birlikte üretim modeli kapsamında komşu tarlaların hangi büyüklükte ekileceğini, bu alanlarda kimlerin ve kaç çiftçinin çalışacağını, hangi tarım ekipmanlarının kullanılacağını tespit eder.
Planlı tarım ve birlikte üretim modeli sonucu ortaya çıkacak fazla tarım ekipmanları, ekipman sahiplerinin onayıyla kurul tarafından kiralanabilir veya satılarak üreticilere ek gelir sağlanır. Tarımsal sulamanın nasıl ve ne miktarda yapılacağı planlanır; gübre ve ilaç reçeteleri ile yem rasyonları oluşturulur.
Kurul; yeni bahçe ve sera yatırımlarına iklim koşulları ve don riski dikkate alınarak uygunluk verir, yeni besicilik yatırımlarında iklime uygun hayvan türlerini belirler. Üretici–üniversite–sanayici ilişkisini organize eder; veteriner hekim, ziraat mühendisi ve gıda mühendisi öğrencilerinin uygulamalı eğitim süreçlerini yönetir. Bu öğrenciler, dört yıllık eğitim sürecinin üç yılını uygulamalı olarak tamamlar.
Kurul ayrıca havzadaki üniversitelerin ilgili alanlarda alacağı öğrenci sayılarını belirler ve öğrencilere mezuniyetlerine kadar iş imkânı sağlar. Oluşturulan üretim planları ve bu planlar için gerekli girdiler belirlenerek havza üretim raporu Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığına sunulur.
Tarımsal Planlama, Yetki ve Uygulama Mekanizması
Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı; iç piyasa tüketim ihtiyacını, stratejik ürün stoklarını ve ithalat–ihracat dengesini esas alarak ulusal düzeyde tarımsal talep projeksiyonlarını belirler. Bu kapsamda üretim, tüketim, stok ve dış ticarete ilişkin tüm veriler Bakanlık bünyesinde toplanır, analiz edilir ve güncellenir.
Bakanlık tarafından oluşturulan bu talep ve denge verileri doğrultusunda, Havza Koordinasyon Kurulları havza bazlı tarımsal üretim planlarını hazırlar. Hangi ürünün, hangi havzada, ne miktarda ve hangi üretim modeliyle üretileceği bu planlar çerçevesinde belirlenir. Böylece iç piyasa ihtiyacını aşan veya ithalat baskısı oluşturan plansız üretimin önüne geçilir.
Kooperatifler, Havza Koordinasyon Kurulları tarafından hazırlanan ve Bakanlık tarafından hayata geçirilen üretim planlarını sahada uygulamakla yükümlüdür. Ekim deseni, girdi temini, birlikte üretim organizasyonu ve ürün alımı bu planlara uygun şekilde yürütülür. Kooperatifler, üretim sürecinde plan dışı uygulama yapamaz; gerekli görülen sınırlı değişiklikler yalnızca Havza Koordinasyon Kurulu onayıyla gerçekleştirilebilir.
Kurul Kararlarının İşleyişi ve Kontrolü
Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı; iç piyasa tüketim ihtiyacını, stratejik ürün stoklarını ve ithalat–ihracat dengesini esas alarak ulusal düzeyde tarımsal talep projeksiyonlarını belirler. Bu kapsamda üretim, tüketim, stok ve dış ticarete ilişkin tüm veriler Bakanlık bünyesinde toplanır, analiz edilir ve güncellenir.
Bakanlık tarafından oluşturulan bu talep ve denge verileri doğrultusunda, Havza Koordinasyon Kurulları havza bazlı tarımsal üretim planlarını hazırlar. Hangi ürünün, hangi havzada, ne miktarda ve hangi üretim modeliyle üretileceği bu planlar çerçevesinde belirlenir. Böylece iç piyasa ihtiyacını aşan veya ithalat baskısı oluşturan plansız üretimin önüne geçilir.
Kooperatifler, Havza Koordinasyon Kurulları tarafından hazırlanan ve Bakanlık tarafından hayata geçirilen üretim planlarını sahada uygulamakla yükümlüdür. Ekim deseni, girdi temini, birlikte üretim organizasyonu ve ürün alımı bu planlara uygun şekilde yürütülür. Kooperatifler, üretim sürecinde plan dışı uygulama yapamaz; gerekli görülen sınırlı değişiklikler yalnızca Havza Koordinasyon Kurulu onayıyla gerçekleştirilebilir.
Kurulun Personeli
Kurul; Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığında görev yapan 170 bin personelden, ziraat odaları, birlikler ve kooperatiflerde çalışan 40 bin personelden ve üniversitelerde görev yapan 20 bin ziraat mühendisi ile veteriner hekimden ihtiyaç duyduğu kadarını talep edebilir. Talep edilen personel, Bakanlık tarafından kurul emrine verilir.
Kurulların Denetimi ve Koordinasyonu
Türkiye genelinde 35 havzada Havza Koordinasyon Kurulu kurulacaktır. Bu kurulların üzerinde, tüm havzaları denetleyen tek bir Üst Kurul oluşturulacaktır. Üst Kurul; kurul üyelerinin yeterliliğini, suça karışma durumlarını ve kurulların oluşturduğu yönetim standartlarını denetler. Ayrıca kurul personelinin ortak kullanımını koordine ederek iş gücü verimliliğini sağlar.
“Birlikten Kuvvet Doğar Bilinciyle”
C. TARIMSAL ÖRGÜTLENME
A Parti olarak, tarımda bireysel mücadelenin çiftçiyi zayıflattığını; örgütlü üretimin ise hem üreticiyi hem de ülkeyi güçlendirdiğini biliyoruz. Bu nedenle tarım politikamızın merkezine, kadim dayanışma kültürümüze dayanan kooperatif tabanlı tarımsal örgütlenme modelini yerleştiriyoruz. Amacımız, çiftçiyi yalnız bırakan değil; birlikte üreten, birlikte pazarlayan ve birlikte kazanan bir tarım yapısı kurmaktır.
Kooperatifçilik, bizim anlayışımızda bir zorunluluk değil; çiftçiye daha güçlü, daha güvenli ve daha kazançlı bir üretim zemini sunan stratejik bir tercihtir. Bu doğrultuda tarımsal örgütlenmenin önündeki yapısal engeller kaldırılacak, kooperatifler üretimin ve ticaretin etkin aktörleri haline getirilecektir.
Kooperatifler üzerindeki gereksiz mevzuat ve bürokratik yükler azami ölçüde sadeleştirilecek; üreticilerin zamanını ve enerjisini evrakla değil üretimle harcaması sağlanacaktır. Kooperatiflerin kuruluş, işleyiş ve denetim süreçleri şeffaf, hızlı ve erişilebilir hale getirilecektir.
Aynı sektörde faaliyet gösteren kooperatifler ve üretici örgütleri arasında bulut tabanlı Dijital İletişim ve Dayanışma Ağı kurulacaktır. Bu ağ sayesinde üretim planlaması, fiyat bilgisi, girdi temini, pazarlama ve ihracat süreçlerinde eşgüdüm sağlanacak; kooperatifler birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı haline gelecektir.
Kadın kooperatifleri, tarımsal üretimin sosyal ve ekonomik açıdan en değerli aktörlerinden biridir. Bu kooperatiflerin markalaşma, kalite standardı, paketleme ve pazarlama süreçleri; yeniden yapılandırılacak ve şeffaf biçimde denetlenecek kamu destekli profesyonel bir yapı aracılığıyla yönetilecektir. Kadın kooperatiflerinin ürünleri güvenilir satış kanalları üzerinden ticarileştirilecek, kadın üreticilerimizin gelir istikrarı güvence altına alınacaktır.
Kooperatif tabanlı tarımsal örgütlenmenin gerçek anlamda işlerlik kazanabilmesi için üreticinin önünü görebilmesi, emeğinin karşılığını alacağından emin olması gerekir. Bu nedenle A Parti olarak kooperatifler üzerinden alım garantisi ve ortak pazarlama mekanizmasını tarım politikamızın temel unsurlarından biri haline getiriyoruz. Üretici, daha tarlaya girmeden ne üreteceğini, kime satacağını ve hangi koşullarda gelir elde edeceğini bilecek; belirsizlik, aracı baskısı ve fiyat dalgalanmalarıyla tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmayacaktır.
Kooperatifler aracılığıyla gerçekleştirilecek bu modelde, planlı üretime dahil olan çiftçilerin ürünleri; iç piyasa, sanayi, kamu alımları ve ihracat kanallarıyla önceden tanımlanmış sözleşmeler çerçevesinde pazarlanacaktır. Böylece çiftçi “ürünü sattıktan sonra fiyat oluşan” değil, fiyatı ve alıcısı önceden belli olan bir üretim düzenine kavuşacaktır. Bu yapı, serbest piyasa mekanizmasını ortadan kaldırmadan; çiftçiyi piyasanın insafına terk etmeyen, üretici lehine denge kuran bir sistem oluşturacaktır.
Ortak pazarlama sayesinde kooperatifler yalnızca üretim birliği değil, aynı zamanda güçlü ticari aktörler haline gelecektir. Dağınık ve küçük ölçekli satışlar yerine, standartları belirlenmiş, izlenebilirliği sağlanmış ve markalaşmış ürünlerle pazara çıkılacak; kooperatifler aracılığıyla toplu satış gücü yaratılarak fiyatlar üretici aleyhine baskılanamayacaktır. Bu modelle birlikte çiftçinin kazancı artarken, tüketici de daha güvenilir ve makul fiyatlı gıdaya ulaşacaktır.
Kooperatifler üzerinden yürütülecek alım garantisi ve pazarlama sistemi, tarımı destek bağımlı bir alan olmaktan çıkarıp gelir üreten, kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomik yapıya dönüştürecektir. A Parti’nin hedefi; çiftçiyi her yıl açıklanan destek paketlerini bekleyen bir konumda tutmak değil, emeğinin karşılığını sistemin kendisinden alan, geleceğini planlayabilen güçlü bir üretici sınıfı oluşturmaktır.
“Safları Sıklaştıralım…”
Omuz Omuza: Tarımda Yenilikçi İşbirliği Zamanı
D. TARIMDA PARÇALI ARAZİ, HAYVANCILIK, BAHÇECİLİK VE İŞLETME ÖLÇEĞİ
Küçük Ölçekten Büyük Başarılara: Tarımda Birlikte Üretim Modeli Dönemi
Tarım arazilerinin daha etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak, tarımsal girdi maliyetlerini düşürmek, üreticilerimizin gelirlerini artırmak, gıda enflasyonunu durdurmak ve tarımsal üretimi sürdürülebilir kılmak için, tapular üreticimizin uhdesinde kalmak şartıyla komşu tarlalar birlikte ekilecektir.
D.1. Birlikte Üretim Tarla Modeli; Aynı mevki veya havzada arazisi bulunan çiftçilerin mevcut statüleri ve tapu kayıtları değişmeden arazilerini kendi istekleriyle birleştirip ortak bir arazi yönetimine dâhil olacakları sisteme verilen isimdir. Tüm ülke genelinde bu sistemde üretim yapmak isteyen çiftçilerimiz KADIN ÜRETİCİLER ÖNCELİKLİ ya da sivil toplum örgütleri ya da kooperatifler, büyük şirketler, için bakanlığımızca duyuru yapılacaktır. Bölgelere ve ürün çeşidine göre değişmekle birlikte belli ölçekte (örneğin 1.000-10.000 dekar) arazilerini bir araya getiren ve bunu en az beş yıl süreyle devam ettireceğini taahhüt eden çiftçilerimiz Birlikte Üretim Modeline dâhil edilecektir. Arazisi birleştirilen çiftçilerimiz ya da o bölgede bulunan çiftçiler isterlerse bu alanda kar payı yanında maaşlı çalışabileceklerdir.
Birlikte Üretim Tarla Modeline dâhil olan çiftçilerimizin;
D.1.a. Tüm üretim girdileri faizsiz ve en uygun fiyattan (mazot, gübre, tohum, İlaç, tarımsal sulama giderleri, hasat giderleri) üretim sezonu başında tarımsal üretim kooperatifleri ve üretici birlikleri aracılığıyla ayni olarak temin edilecektir,
D.1.b. Hasat sonrası elde edilen ürünler tarımsal üretim kooperatifleri ve üretici birlikleri tarafından girdiler mahsuplaşarak en iyi fiyat garantisiyle alınacaktır,
D.1.c. Herhangi bir afet veya doğal zararlı neticesinde oluşabilecek zarar riskine karşı tarım sigortalarını kooperatifler yaptıracaktır, bu gider kooperatif tarafından karşılanacaktır.
D.1.d. Üretim sezonu boyunca danışmanlık ve mühendislik hizmetleri kooperatifler tarafından bedelsiz olarak sunulacaktır. Birlikte üretim modeli içindeki ekimler üniversitelerimiz tarafından ar-ge alanı olarak kontrol edilip çiftçimize azami fayda sağlamaya çalışılacaktır.
D.1.e. Tarım kredisi borcu olan çiftçilerimizin kredilerinin faizsiz 5 yıl ödemeli olarak yapılandırılması sağlanacaktır.
D.1.f. Birlikte üretim modeline dâhil olan çiftçilerimizin köyünde yaşaması şartıyla eşlerinin sigorta primi kooperatif tarafından karşılanacaktır. Şehirden köyüne dönen çiftçilerimizin eşleri de bu kapsama alınacaktır.
D.2. Birlikte Üretim Besicilik Modeli; Öncelikle atıl kapasiteli kurulu besi çiftliklerimizin ihtiyacı olan et ve süt besi hayvanları kooperatif tarafından sağlanacaktır. İsteğe bağlı bu sisteme dahil olan besicilerimize besi hayvanı ve yem kooperatif tarafından verilecek, yetiştirilen besiler veya elde edilen süt kooperatif tarafından satın alınacaktır. Yeni kurulacak besi çiftlikleri için kooperatif onayı istenecektir.
Birlikte Üretim Hayvancılık Modeline dâhil olan çiftçilerimizin;
Tüm üretim girdileri faizsiz ve en uygun fiyattan tarımsal üretim kooperatifleri ve üretici birlikleri aracılığıyla ayni olarak temin edilecektir,
D.2.a. Elde edilen süt ve et üretim kooperatifleri ve üretici birlikleri tarafından girdiler mahsuplaşarak en iyi fiyat garantisiyle alınacaktır,
D.2.b Herhangi bir afet veya doğal zararlı neticesinde oluşabilecek zarar riskine karşı tarım sigortalarını kooperatifler yaptıracaktır, bu gider kooperatif tarafından karşılanacaktır.
D.2.c. Üretim sezonu boyunca danışmanlık ve mühendislik hizmetleri kooperatifler tarafından bedelsiz olarak sunulacaktır. Birlikte üretim modeli içindeki besi çiftliklerimiz üniversitelerimiz tarafından ar-ge alanı olarak kontrol edilip çiftçimize azami fayda sağlamaya çalışılacaktır.
D.2.d. Tarım kredisi borcu olan çiftçilerimizin kredilerinin faizsiz 5 yıl ödemeli olarak yapılandırılması sağlanacaktır.
D.2.e. Birlikte üretim modeline dâhil olan çiftçilerimizin köyünde yaşaması şartıyla eşlerinin sigorta primi kooperatif tarafından karşılanacaktır. Şehirden köyüne dönen çiftçilerimizin eşleri de bu kapsama alınacaktır.
Birlikte Üretim Bahçe Modeli; Mevcut meyve bahçelerinin ihtiyacı olan tüm girdiler kooperatif tarafından karşılanacaktır. Ürünlerin tamamı kooperatif tarafından satın alınacaktır. Yeni kurulacak bahçeler için kooperatif onayı gerekecektir.
D.3 Birlikte Üretim Bahçe Modeline dâhil olan çiftçilerimizin;
Tüm üretim girdileri faizsiz ve en uygun fiyattan tarımsal üretim kooperatifleri ve üretici birlikleri aracılığıyla ayni olarak temin edilecektir,
D.3.a. Elde edilen ürünler üretim kooperatifleri ve üretici birlikleri tarafından girdiler mahsuplaşarak en iyi fiyat garantisiyle alınacaktır,
D.3.b. Herhangi bir afet veya doğal zararlı neticesinde oluşabilecek zarar riskine karşı tarım sigortalarını kooperatifler yaptıracaktır, bu gider kooperatif tarafından karşılanacaktır.
D.3.c. Üretim sezonu boyunca danışmanlık ve mühendislik hizmetleri kooperatifler tarafından bedelsiz olarak sunulacaktır. Birlikte üretim modeli içindeki besi çiftliklerimiz üniversitelerimiz tarafından ar-ge alanı olarak kontrol edilip çiftçimize azami fayda sağlamaya çalışılacaktır.
D.3.d. Tarım kredisi borcu olan çiftçilerimizin kredilerinin faizsiz 5 yıl ödemeli olarak yapılandırılması sağlanacaktır.
D.3.e. Birlikte üretim modeline dâhil olan çiftçilerimizin köyünde yaşaması şartıyla eşlerinin sigorta primi kooperatif tarafından karşılanacaktır. Şehirden köyüne dönen çiftçilerimizin eşleri de bu kapsama alınacaktır.
D.4. Birlikte üretim modeli sayesinde;
D.4.a. Ölçek problemi ve verimlilikle alakalı problemlerin çözümüne yönelik somut adımlar atılmış olacaktır, çiftçi ürününün değerinde satılacağını ekmeden önce görecektir (çiftçimizin girdi maliyeti düşecek, geliri artacaktır).
D.4.b. Bu model sayesinde hâlihazırda uygulanan arazi toplulaştırmalarının zorlu altyapı oluşturma süreçleri ortadan kalkacağı gibi sosyal ve hukuki sorunlar da henüz ortaya çıkmadan çözülmüş olacaktır,
D.4.c. Çiftçilerimizin tarımda tam planlı döneme geçeceğimiz Akıllı Planlama Sistemine entegre olması kolaylaşacaktır,
D.4.d. Tarım girdilerinin kalitesi artırılacak tağşiş önlenecektir. Bu da verimliliği artıracaktır. Özellikle yem ve gübrede çiftçilerimiz mağduriyet yaşamaktadır.
D.4.e. Atıl kapasiteli veya boş besi çiftliklerimiz ekonomiye kazandırılacak üretim ve istihdam artırılacaktır. Et ithalatı bitirilecektir.
D.4.f. Üniversite-kooperatif iş birliği çerçevesinde tarımsal AR-GE çalışmaları başlayıp yaygınlaşacaktır. Bu çalışmalar üniversite öğrencilerimiz için staj imkânı ve yeni istihdam alanları sağlayacaktır. Tüm tarla bahçe ve besi çiftliklerimiz üniversite kontrolünde, Ar-Ge alanları olacak, verimlilikler kayıt altına alınacak, tüm süreçler takip edilerek sürekli gelişim sağlanacaktır.
İlk 120 gün içerisinde planlamalarımızı bitirerek üretim sezonu öncesi birlikte üretim modelini başlatacağız ve isteyen her çiftçimizi bu sisteme dâhil edeceğiz.
EN ÖNEMLİSİ ÜRETİCİLERİMİZN ÜRETTİĞİ ÜRÜNLERİN BUGÜNE KADAR KOOPERATİFLEŞME YAPAMADIĞIMIZ İÇİN PİYASADA REKABET GÜCÜNÜN OLMAMASI VE ÜRETİM MALİYETLERİNİN ALTINDA SATIŞA MARUZ KALMADAN DEĞERİNDE SATMASINA İMKAN SAĞLAYACAKTIR.
“Milli Ekonominin Temeli Ziraattır”
E. TARIMIN FİNANSMANI
DEVLET ARTIK; TOPRAĞA, ÜRETİME VE GIDAYA GARANTÖR OLACAKTIR
A Parti’nin tarımsal yaklaşımı, bugüne kadar uygulanan ve sonuç üretmediği açıkça görülen destek politikaları köklü bir kopuşu ifade etmektedir. Yıllardır tarıma aktarılan kaynaklara rağmen çiftçi borçlanmış, üretim alanları daralmış, hayvancılık gerilemiş ve Türkiye tarımda yapısal biçimde ithalata bağımlı hale gelmiştir. Bu tablo, sorunun kaynak yetersizliğinden değil; kaynakların üretim kuran, gelir yaratan ve kendi kendini döndüren bir sisteme dönüşmediğini göstermektedir.
Bugüne kadar uygulanan tarımsal destekler, üretimi ayağa kaldıran bir mekanizma olmaktan uzak kalmıştır. Destekler parça parça, plansız ve geri dönüşü olmayan biçimde dağıtılmış; çiftçiyi güçlendirmek yerine destek bağımlısı hâline getirmiştir. Bu anlayış, devletin her yıl övünerek açıkladığı sosyal yardımların yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine yönetmesine benzemektedir. Nasıl ki sürekli artan sosyal yardımlar yoksulluğu bitirmiyor, aksine daha fazla insanın yoksullaştığını gösteriyorsa; tarımda da her yıl artan destekler çiftçiyi kurtarmamış, çiftçinin sorunlarına ilave sorunlar eklemiştir.
A Parti bu anlayışı reddetmektedir. Tarımsal finansmanı; destek dağıtan değil, üretimi kuran, planlı üretimi mümkün kılan ve tarımın kendi gelirini üretmesini sağlayan kurucu bir mekanizma olarak ele almaktadır. Finansman, bireysel çiftçiye borç yükleyen bir araç değil; havza bazlı planlama, birlikte üretim ve kooperatif örgütlenmesiyle entegre edilmiş bir sistem olarak kurgulanmaktadır. Kaynaklar belirsizliğe değil; neyin, nerede, ne kadar üretileceği önceden belli olan planlı üretime yönlendirilecektir.
Bu çerçevede Tarım Kanunu’nda yer alan ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 1’inin tarıma ayrılmasını öngören hüküm, tarımsal finansmanın ilk fazında finans gideri olarak kullanılacaktır. Bu kaynak, çiftçiye dağıtılan bir destek değil; kooperatifler eliyle yürütülen planlı üretimin, alım garantisinin ve finansmana erişimin arkasında duran teminat olacaktır. Yani bu %1 harcanan bir bütçe değil; sistemi ayağa kaldıran, gerektiğinde devreye giren bir güvence mekanizmasıdır.
A Parti’nin modelinde tarımın asıl finansmanı bankadan değil, üretimin kendisinden gelir. Birlikte ekim ve birlikte yönetim esasına dayalı bu sistemde; araziler gönüllülük temelinde bir araya getirilir, üretim havza bazında planlanır ve girdiler kooperatifler aracılığıyla toplu şekilde temin edilir. Kooperatifler, devletin sağladığı garanti sayesinde bankalara karşı güçlü bir finansal muhatap hâline gelir. Dağınık bireysel üretici yerine; ölçekli, alım garantili ve planlı üretim modeli ortaya çıkar. Bu yapı bankalar açısından yüksek risk değil, öngörülebilir bir ticari faaliyet anlamına gelir.
Bu sayede mazot, gübre, tohum, fide, ilaç, sulama ve hasat gibi tüm tarımsal girdiler üretim sezonu başında ayni olarak sağlanır. Çiftçi cebinden para çıkarmadan üretime başlar, yüksek faizli krediye ve tefeciye mahkûm olmaz. Hasat sonrası ürün kooperatif tarafından alınır; girdiler mahsuplaştırılır, kalan değer çiftçinin geliri olur. Böylece üretim daha başlamadan ürün, finansman için doğal bir teminat hâline gelir.
Birlikte ekim sayesinde ölçek ekonomisi oluşur. Girdilerin toplu alımı ve pazarlık gücüyle maliyetler yüzde 50 oranında düşer. Aynı verimle daha düşük maliyet sağlanır; ürünler dünya fiyatlarıyla rekabet edebilir hâle gelir. Aracıların ortadan kalkmasıyla hem çiftçi daha fazla kazanır hem de tüketici daha uygun fiyatla güvenilir gıdaya ulaşır. Bu yapı, gıda enflasyonunu kalıcı biçimde aşağı çekerken ithalat ihtiyacını azaltır, ihracatı artırır, tarımda cari açık pozitife olur.
A Parti, tarımı sadece tarlada bırakmaz. Kooperatifleri ve özel sektör gıda sanayisini katma değerli üretimin merkezine yerleştirir. Ürünler sadece ham madde olarak satılmak yerine; işlenir, paketlenir, markalaşır ve pazarlanır. Katma değer ülkemizde kalır; yeniden üretime, AR-GE’ye, teknolojiye ve sanayi yatırımlarına aktarılır. Böylece tarım, sürekli destek isteyen değil, kendi içinden kaynak üreten bir sektör hâline gelir.
Devletin bu sistemdeki rolü; para dağıtan değil, sistemi kuran ve güvence altına alan aktör olmaktır. Devlet artık; toprağa, üretime ve gıdaya garantör olacaktır. Nasıl ki büyük altyapı projelerinde gelir ve ödeme garantisi veriliyorsa; gıda güvenliği ve milli egemenlik açısından stratejik öneme sahip tarımda da üretici lehine garanti mekanizması devreye alınacaktır. Bu garanti her yıl bütçeden yapılan bir ödeme değil; yalnızca gerektiğinde çalışan bir teminattır.
Bu sayede çiftçinin riski ortadan kalkar. Ürününü satamama korkusu biter, fiyat dalgalanmaları gelir garanti sigortasıyla dengelenir, afet ve kriz riskleri kooperatif ve sigorta sistemi içinde paylaşılır. Çiftçi üretime cesaret eder, ekim alanları genişler, sistem hızla ölçek kazanır. Geçmişten gelen tarım kredisi borçları ise faizsiz ve uzun vadeli biçimde yapılandırılarak üreticinin yeniden sisteme dâhil olması sağlanır.
A Parti’nin hedefi, devletten süresiz destek talep eden bir tarım yapısı kurmak değildir. İlk üç yıl boyunca sağlanacak bu kurucu garanti ve finansman mekanizmasıyla sistem ayağa kaldırılacak; sonrasında kooperatiflerin ticari faaliyetleri, katma değerli üretim ve ihracat gelirleri sayesinde tarım kendi kaynağını üreten bir düzene kavuşacaktır. Bugüne kadar her yıl artarak devam eden ve sonuç üretmeyen destek anlayışı yerine; kalıcı, sürdürülebilir ve çiftçiyi gerçekten güçlendiren bir tarım düzeni inşa edilecektir.
Bütçede belirtilen tarımsal destekler tutarı (hibe ve sübvanseler toplamı) toplam tarımın finansmanının finansman gideri olarak kullanılacaktır.
Yani; 2025 yılı bütçesine konan hibe ve sübvansiyon destek toplamı 300 milyar tl dir. Bunu tarımın finansmanı olarak kullandığımızda, %40 yıllık faizli bir finans piyasasında, 10 ay balon ödeme şartı ile 900 milyar sermaye oluşturulabilmektedir. 2024 yılı tarımda kullanılan toplam finansman 650 milyardır. Bu kredilerin ne kadarı tarımda kullanıldığı da belirsizdir.
“Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!”
F. TARIMSAL KAYNAKLARIN KORUNMASI, YÖNETİMİ VE GELİŞTİRİLMESİ
Tarımsal üretimin temelini oluşturan toprak, su ve mera varlıklarımız yalnızca bugünün üretim unsurları değil; gelecek nesillerin yaşam güvencesidir. Bu kaynaklar, çiftçilerimiz ve tarım işçilerimiz gibi beşerî varlıklarımızla birlikte korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesi gereken stratejik bir mirastır. Anahtar Parti, tarımı yalnızca ekili alanlarla sınırlı görmez; su havzalarını, meraları ve toprağın canlı yapısını tarımsal üretim sisteminin ayrılmaz parçaları olarak ele alır.
Tarım toprakları ve meralar, tarım dışı kullanım baskısına karşı güçlü ve caydırıcı bir koruma rejimi altına alınacaktır. Mevcut tarımsal sit alanları ile mera alanları birlikte ele alınacak; bu alanların imara açılmasına, amaç dışı kullanımına ve fiilî işgaline izin verilmeyecektir. Mera vasfını kaybetmiş alanlar için ıslah ve rehabilitasyon programları uygulanacak; hayvancılığın doğal üretim zemini yeniden güçlendirilecektir.
Su kaynakları, tarımsal planlamanın merkezine alınacaktır. Türkiye’nin su kısıtı yaşayan bir ülke olduğu gerçeğinden hareketle, tarımda suyun korunması ve verimli kullanımı zorunlu bir politika alanı olarak ele alınacaktır. Tarımsal sulamada açık kanallar yerine kapalı sistemler yaygınlaştırılacak; damla ve yağmurlama sulama sistemleri desteklenecek; su randımanını artıran uygulamalar zorunlu hale getirilecektir. Tarımsal üretim, su havzalarıyla uyumlu biçimde planlanacak; suyun yeniden kullanımı ve arıtılmış suyun tarımda değerlendirilmesi teşvik edilecektir.
Toprak verimliliğinin korunması, yalnızca gübre kullanımıyla değil; toprağın canlı yapısının sürdürülmesiyle mümkündür. Bu nedenle organik madde miktarını artıran üretim modelleri desteklenecek; bitkisel artıkların toprağa kazandırılması, yeşil gübreleme, ahır gübresi ve kompost kullanımı yaygınlaştırılacaktır. Toprağı yoran değil, toprağı besleyen bir üretim anlayışı esas alınacaktır.
Münavebe, yani ürün rotasyonu, zorunlu bir toprak koruma aracı olarak ele alınacaktır. Aynı ürünün aynı arazide sürekli ekilmesinin yol açtığı verim kaybı, hastalık ve zararlı baskısı önlenecek; baklagil bitkileri başta olmak üzere münavebe sistemleri yaygınlaştırılacaktır. Bu sayede hem toprak azot dengesi korunacak hem de dışa bağımlı yem ve bitkisel protein ithalatı azaltılacaktır.
Toprak işlemesiz veya azaltılmış toprak işleme yöntemleri desteklenerek erozyon, nem kaybı ve yakıt tüketimi düşürülecektir. Bu yöntemlerle mazot kullanımında önemli tasarruf sağlanırken, toprak yapısının bozulması önlenecek; karbon tutumu artırılarak çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlanacaktır. Toprak, işlenen bir zemin değil; korunması gereken canlı bir varlık olarak ele alınacaktır.
Meralar, hayvancılığın en düşük maliyetli ve en stratejik üretim alanlarıdır. Bu nedenle mera yönetimi plansız otlatma yerine bilimsel esaslara dayandırılacaktır. Otlatma kapasitesi, hayvan varlığı ve ekosistem dengesi gözetilerek bölgesel mera yönetim planları hazırlanacak; aşırı otlatma önlenecek; yem bitkileri üretimiyle meralar desteklenecektir. Bu yaklaşım, hayvancılıkta yem maliyetlerini kalıcı biçimde düşürecektir.
Tarım toprakları, su kaynakları ve meraların yabancılara satışı; ulusal gıda güvenliği ve hayvancılık politikaları çerçevesinde sıkı kurallara bağlanacaktır. Özellikle ekonomik baskı altındaki üreticilerin ve hayvancılıkla geçinen ailelerin bu alanlar üzerindeki kullanım ve mülkiyet haklarını kaybetmesini önleyecek düzenlemeler hayata geçirilecektir.
Tarımsal ve mera kaynaklarını korumak, üretimi sınırlamak değil; üretimi güvence altına almaktır. Anahtar Parti, toprağı, suyu ve merayı birlikte ele alan bu yaklaşımı; verimliliği ve katma değeri artıran üretim politikalarıyla tamamlayarak tarımı ve hayvancılığı kalıcı biçimde güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Ekonomik, sosyal ve kültürel olumsuz şartlara rağmen hala vatan toprağını bekleyen çiftçilerimiz tarımdaki en büyük hazinemizdir.
“Bir Tohum, Yedi Başak, Yüz Dane”
G. TARIMA DAYALI ENDÜSTRİ – VERİMLİLİK VE ÜRÜN KAYIPLARI
Anahtar Parti’nin hedefi, yalnızca daha fazla üretmek değil; üretileni daha değerli hale getiren, emeği kazanca dönüştüren ve tarımı sanayiyle entegre eden bir yapı kurmaktır. Verimlilik artışı, ürün kayıplarının azaltılması ve katma değerli üretim bu yaklaşımın temelini oluşturur.
Doğru havzada, doğru ürünle, doğru tekniklerin kullanılması esas alınacaktır. Sulama, gübreleme, zararlı mücadelesi, tohum ve toprak yönetimi bilimsel verilerle planlanacak; çiftçilere sürekli eğitim ve teknik destek sağlanacaktır. Dijital tarım uygulamaları, hassas tarım teknolojileri ve veri temelli karar destek sistemleri yaygınlaştırılarak üretimde belirsizlik azaltılacaktır.
Tarımda Ar-Ge kapasitesi güçlendirilecek; hassas tarım, kontrollü çevre tarımı, kapalı üretim sistemleri, hidroponik uygulamalar ve tarım teknolojileri desteklenecektir. Yerel koşullara uygun, verimi yüksek bitki çeşitleri geliştirilerek üretime kazandırılacak; çevresel etkiler gözetilerek sürdürülebilirlik esas alınacaktır.
Hayvancılıkta verim kayıplarının önüne geçmek amacıyla ırk ıslahı çalışmaları hızlandırılacak, hastalıklarla mücadelede yerli aşı ve biyogüvenlik kapasitesi artırılacaktır. Suni tohumlama yaygınlaştırılacak; küçükbaş hayvancılıkta geleneksel yöntemler bilimsel temelde geliştirilerek desteklenecektir.
Verimlilik politikalarının merkezinde gıda güvenliği yer alacaktır. Üretimi artırma adına insan sağlığını riske atan uygulamalara izin verilmeyecek; gıda kodeksleri yeniden düzenlenecek, zararlı katkı maddeleri ve kimyasallar aşamalı olarak üretimden çıkarılacaktır. Kimyasal tarım ilacı kullanımının azaltılması ve doğal, yerli çözümlerin yaygınlaştırılması esas alınacaktır.
Yerli tohum, tarım ilacı ve tarım teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla; üreticiler, kooperatifler ve yerli firmalar arasında girişim sermayesi ortaklıkları kurulacaktır. Uzun vadede kooperatiflerin kendi tohum ve üretim girdilerini sağlayabildiği bir yapı hedeflenmektedir.
Tarıma dayalı endüstri yaklaşımıyla, incir, kayısı, fındık gibi ürünler yalnızca ham madde olarak değil; işlenmiş, markalaşmış ve ihracata hazır ürünler olarak değer zincirine kazandırılacaktır. Sertifikasyon sistemleri yaygınlaştırılarak üreticiler dünya standartlarında üretime yönlendirilecektir. Kadın üreticilere üretimde ve finansmana erişimde öncelik tanınacak; tarımda kadın emeği kayıtlı ve güvenceli hale getirilecektir.
“Risk Almayan Aracının Aramızda İşi Yok”
PAZARLAMA VE ARACILIK FAALİYETLERİ
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, yalnızca üretim aşamasının değil; ürünlerin ticarileştirilmesi, pazarlanması ve katma değerli hale getirilmesinin de etkin biçimde yönetilmesine bağlıdır. A Parti, tarım ürünlerinin tarladan sofraya uzanan tüm değer zincirini kooperatifler aracılığıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alır. Bu çerçevede pazarlama ve aracılık faaliyetleri, üreticinin gelirini güvence altına alan, tüketicinin ise güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişimini sağlayan bir yapı olarak yeniden düzenlenecektir.
Çiftçilerin pazarlama gücünü artırmak amacıyla örgütlenmeleri teşvik edilecek; kooperatifler üzerinden modern pazarlama teknikleri, alternatif satış kanalları ve fiyatlama stratejilerine ilişkin uygulamalı eğitimler verilecektir. Dijital pazarlama ve e-ticaret altyapıları kooperatif merkezli olarak geliştirilecek; bireysel üreticilerin değil, örgütlü yapının pazarlık gücü esas alınacaktır.
Gıda perakende piyasasında etkin rekabeti ve fiyat istikrarını sağlamak amacıyla gerekli yasal ve yapısal düzenlemeler yapılacaktır. Kooperatifler bünyesinde oluşturulacak satış noktaları ile mevcut perakende zincirleri arasında adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamı tesis edilecektir. Bu yapı sayesinde tüketiciler kaliteli ürüne uygun fiyatla ulaşırken, kooperatifler piyasa için referans fiyat oluşturarak aşırı fiyat dalgalanmalarının ve yüksek gıda enflasyonunun önüne geçecektir.
Yerli gıda sanayisinde atıl kapasite sorununun çözümü için, üreticilerin rızasıyla ve kooperatifler aracılığıyla atıl veya düşük kapasiteli fabrikalarda üretim yaptırılacaktır. Yeni yatırım maliyetleri oluşturmadan üretim artırılacak; işletme sermayesi yetersizliği nedeniyle üretim yapamayan sanayiciler desteklenirken, kapalı veya atıl tesislerde istihdam yeniden sağlanacaktır.
Sözleşmeli Tarım İş Birliği modeli kapsamında kooperatifler ile sanayiciler arasında yapılacak uzun vadeli sözleşmelerle gereksiz aracılar sistemden çıkarılacaktır. Üretici doğrudan alıcıyla buluşturulacak; katma değer üretici ve kooperatif bünyesinde kalacaktır. Coğrafi işaretli ürünlerin sayısı artırılacak, işlenmiş tarım ürünlerinde güçlü ve rekabetçi markalar oluşturulması için gıda sanayisine pazarlama ve Ar-Ge destekleri sağlanacaktır. Yurt dışında kooperatif satış ofisleri kurularak hem kooperatif ürünlerinin hem de talep eden yerli gıda firmalarının ihracat ve pazarlama faaliyetleri yürütülecektir.
Tarım ürünlerinde kalite ve standartların yükseltilmesi amacıyla eğitim ve denetim mekanizmaları güçlendirilecek, sertifikasyon süreçleri sadeleştirilecektir. Sağlığa zararlı katkı maddeleri içeren ürünlere yönelik yaptırımlar ağırlaştırılacak; mevzuata aykırı üretim yapan firmalar, gerekli düzenlemeleri tamamlayana kadar üretimden men edilecektir. İhracata uygun, organik ve katkısız ürünlerin üretimi teşvik edilecek; organik ve katkısız ürünlerde KDV %1 olarak uygulanırken, katkılı ürünlerde KDV oranı %10 aralığında belirlenecektir.
Fiyat manipülasyonlarını önlemek ve şeffaf fiyat oluşumunu sağlamak amacıyla tarladan sofraya kadar tüm süreçleri kapsayan dijital izleme sistemi kurulacaktır. Blok zinciri teknolojisiyle entegre edilecek bu sistem sayesinde ürünlerin üretim, alım-satım ve dağıtım aşamaları kayıt altına alınacak; denetimler kolaylaştırılacaktır. Yapay zekâ destekli analizlerle arz-talep dengesi ve piyasa eğilimleri sürekli izlenecek; fiyat dalgalanmalarına erken müdahale imkânı sağlanacaktır.
Bu bütüncül pazarlama ve aracılık modeliyle; üreticinin geliri güvence altına alınacak, tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi kolaylaştırılacak ve gıda enflasyonu yapısal olarak kontrol altına alınacaktır. Tarımsal ürünler, spekülatif piyasa koşullarına terk edilmeyecek; kooperatifler aracılığıyla planlı, şeffaf ve sürdürülebilir bir piyasa düzeni tesis edilecektir.
“Bizim Sadık Yârimiz Kara Topraktır”
K. ÇEVRE, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE EKOLOJİK GÜVENCE
Çevre, iklim ve ekoloji politikaları; tarım, gıda güvenliği ve ulusal egemenlikten ayrı ele alınamaz. Toprağın, suyun ve ormanların korunamadığı bir ülkede sürdürülebilir üretim mümkün değildir. Bu nedenle çevre politikalarımızı üretimi kısıtlayan değil; üretimi uzun vadede mümkün kılan, toprağı ve suyu koruyarak tarımsal devamlılığı güvence altına alan bir anlayışla ele alıyoruz.
Bizim yaklaşımımızda çevre ile üretim karşı karşıya değil, aynı hedefin parçalarıdır. Verimlilik ile sürdürülebilirliği birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak görüyoruz.
Toprak Sağlığı ve Üretim Sürekliliği
Toprak, tarımın sessiz ama en stratejik sermayesidir. Bu nedenle toprakların organik madde miktarını ve su tutma kapasitesini artıran uygulamalar yaygınlaştırılacaktır. Doğrudan ekim (no-till) ve azaltılmış toprak işleme yöntemleri teşvik edilerek; erozyon azaltılacak, mazot tüketimi ve üretim maliyetleri düşürülecek, toprağın biyolojik yapısı korunacaktır.
Münavebe sistemleri planlı üretimin ayrılmaz bir unsuru haline getirilecek; özellikle baklagil bitkileriyle toprak azot dengesi güçlendirilecektir. Kimyasal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla organik, mikrobiyal ve organomineral gübrelerin üretimi ve kullanımı desteklenecek; toprak verimliliği dışa bağımlı girdilerle değil, toprağın kendi üretkenliğiyle sağlanacaktır.
Su Kaynakları ve İklim Uyumlu Tarım
Su, sınırsız bir girdi değil; stratejik ve ortak bir varlıktır. Havza bazlı su bütçeleri esas alınacak; ürün desenleri su varlığı, iklim koşulları ve uzun vadeli projeksiyonlarla uyumlu şekilde planlanacaktır. Su tasarrufu sağlayan modern sulama sistemleri yaygınlaştırılacak; vahşi sulama yöntemleri kademeli olarak terk edilecektir.
Kuraklık, olağanüstü bir durum değil; tarımsal planlamanın temel girdilerinden biri olarak kabul edilecek ve üretim modelleri bu gerçekliğe göre şekillendirilecektir.
İyi Tarım, Organik Üretim ve Gıda Güvenliği
İyi tarım ve organik tarım uygulamaları, ani ve gerçekçi olmayan hedeflerle değil; kademeli ve denetlenebilir bir dönüşüm modeliyle yaygınlaştırılacaktır. Öncelik; içme suyu havzaları, sulama alanları, ihracata yönelik üretim bölgeleri ve yüksek katma değerli ürün sahaları olacaktır.
Gıda güvenliğini tehdit eden GDO’lu ürünlere ve bilinçsiz pestisit kullanımına kesinlikle izin verilmeyecek; mevzuat güncellenecek, laboratuvar altyapısı güçlendirilecek ve denetimler etkinleştirilecektir. Vatandaşlarımızın güvenli gıdaya erişimi temel bir kamu sorumluluğu olarak ele alınacaktır.
Enerji, Tarım ve Karbon Dengesi
Tarımsal üretimde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilerek enerji maliyetleri düşürülecek ve karbon ayak izi azaltılacaktır. Tarım sektörü, iklim krizinin mağduru değil; çözümün aktif bir parçası haline getirilecektir.
Ormanlar, Karbon Yutakları ve Kırsal Güvence
Orman alanları artırılacak, karbon yutak kapasitesi güçlendirilecek ve sürdürülebilir orman yönetimi esas alınacaktır. Orman köylüleri desteklenecek, geri göç teşvik edilecek; ormanı koruyan insan bu ülkenin ekolojik güvenliğinin asli unsuru olarak kabul edilecektir.
Orman kesim, bakım ve koruma hizmetlerinde taşeron sisteminden vazgeçilerek güvenceli istihdam modeli uygulanacak; sözleşmeli ve mevsimlik orman işçilerinin özlük hakları güvence altına alınacaktır.
Yangınla Mücadele ve Entegre Su Altyapı Modeli
Orman yangınlarıyla mücadelede temel yaklaşım, söndürmek değil; çıkmasını önlemektir. Bu amaçla ormanlık alanlarda entegre bir yangın ve su altyapı sistemi kurulacaktır. Yağmur hasadı sistemleri, su toplama sarnıçları ve yerel su rezervleri oluşturulacak; bu yapılar dizel pompalar ve yanmaz hortum sistemleriyle birbirine bağlanacaktır.
Bu altyapı, yalnızca yangın anında değil; riskli dönemlerde önleyici müdahaleler ve hızlı ilk müdahale için de kullanılacaktır.
Yer ekipleri güçlendirilecek; orman bölgelerindeki askeri birlikler ve maden işçileri yangın eğitimi alarak acil durumlarda destek unsuru olarak değerlendirilecektir.
Erken Tespit, Teknoloji ve Sürekli İzleme
Ormanlık alanlarda, fotokapan sistemlerine benzer biçimde termal kameralarla donatılmış sürekli izleme altyapısı kurulacaktır. Termal kameralar, sensörler ve insansız hava araçlarıyla entegre çalışan bu sistem sayesinde risk oluşturan ısı artışları ve kaçak ateşler yangına dönüşmeden tespit edilecektir. Ormanlarımız 7/24 izlenecek ve korunacaktır.
Rantla Mücadele ve Hukuki Koruma
Orman alanları rant baskısından tamamen kurtarılacaktır. Orman sınırları, yangın öncesi statüsüne sadık kalınarak korunacak; orman içi ve çevresinde turizm ve yerleşim amaçlı imar faaliyetlerine izin verilmeyecektir. Anız yakma, bilinçsiz ateş kullanımı ve çevre tahribatına karşı ağır ve caydırıcı yaptırımlar uygulanacaktır.
İklim Değişikliği ve Stratejik Uyum
İklim değişikliğiyle mücadelede ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirilecek; Akıllı Planlama Sistemine entegre erken uyarı, hava tahmini ve kuraklık öngörü modelleriyle riskler önceden tespit edilerek gerekli önlemler zamanında alınacaktır.
Toprağı koruyan, suyu yöneten, ormanı yaşatan bir ülke; gıdasını da geleceğini de güvence altına alır. Çevre, iklim ve ekoloji politikalarımız; üretimi bugüne sıkıştıran değil, yarını mümkün kılan bir anlayışla hayata geçirilecektir.
“Bakanlık İçin Tarım Değil, Tarım İçin Bakanlık”
L. BAKANLIK YAPISI
A Parti olarak tarımda atacağımız ilk adım, Tarım Bakanlığını uzun süredir içine düştüğü ataletten çıkarmak olacaktır. Tarım politikalarının; bakan, hükümet ya da kadro değişiklikleriyle keyfi biçimde yön değiştirdiği bir yapı yerine, tüm paydaşların katılımıyla hazırlanan ve hukuki güvence altına alınmış Tarım Master Planları esas alınacaktır. Bu planlar, siyasi iradeden bağımsız değil; ancak siyasi keyfiyete kapalı bir mevzuatla korunacaktır.
Amaçsız iş tanımları, liyakat dışı atamalar ve nepotik yönetim anlayışı nedeniyle; idealleri törpülenmiş, motivasyonu zayıflamış, hizmet verdiği çiftçiye yabancılaşmış mühendis, veteriner hekim ve teknik personelin mesleki heyecanı yeniden ortaya çıkarılacaktır. Teknik personel, masa başına hapsedilen değil; sahada karar üreten ve çözüm geliştiren asli unsur haline getirilecektir.
Tarım Bakanlığı; birkaç ithalatçıyı zengin eden, kriz anlarında geçici kararlar alan bir “saatleri ayarlama enstitüsü” olmaktan çıkarılacaktır. Bakanlık; personeli tamamen değişse dahi saat gibi işleyen, kuralları ve refleksleri önceden tanımlanmış bir sistem kurumu haline getirilecektir.
Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarında kapsamlı bir iş yükü ve görev analizi yapılacaktır. Personel, bu analizlere göre adil ve rasyonel biçimde görevlendirilecek; işlevini yitirmiş, kadük hale gelmiş birimler ya kaldırılacak ya da yeni görev tanımlarıyla yeniden yapılandırılacaktır. Amaç, kalabalık ama etkisiz bir yapı değil; az ama işlevsel bir organizasyondur.
Tüm taşra teşkilatlarının birincil görevi; hizmet verdikleri bölgedeki en küçük agro-ekolojik zonları tanımak, ekosistemi niteliksel ve niceliksel olarak sürekli izlemek ve elde edilen verileri Akıllı Planlama Sistemine anlık olarak aktarmak olacaktır. Sorunlar merkezden değil; yerelden tespit edilecek, yerelden çözüm üretilecektir.
Et ve Süt Kurumu, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Toprak Mahsulleri Ofisi, TİGEM ve Tarım Kredi Kooperatifleri; tacir refleksiyle hareket eden yapılardan çıkarılacaktır. Bu kurumların tek amacı; hizmet verdikleri çiftçinin kazancını artırmak ve vatandaşın refahını korumak olacaktır.
Tarım Bakanlığı; bu kurumları yalnızca alım-satım yapan yapılar olarak değil, piyasa düzenleme, dengeleme ve yönetme araçları olarak kullanacaktır. Bunun için hızlı karar alabilen, hareket kabiliyeti yüksek bir mevzuat ve net bir emir–komuta zemini oluşturulacaktır.
İki başlı yönetimi sona erdirmek amacıyla; Tarım Kredi Kooperatiflerinin özerk yapısı korunmakla birlikte, kurumsal bağlılığı Cumhurbaşkanlığı uhdesinden alınarak Tarım Bakanlığı uhdesine verilecektir. Böylece tarım politikalarında dağınıklık değil, tek elden ve planlı bir yönetim sağlanacaktır.